Öfke, üzüntü, kıskançlık, utanç... Bazı duyguları hissetmemeye çalışmayı erkenden öğreniriz. "Takma kafana", "Üzülecek bir şey yok" gibi cümleler iyi niyetli olsa da duyguların bir yere gitmediğini, yalnızca görünmez hale geldiğini çoğu zaman sonradan fark ederiz.
Duygular bilgi taşır
Her duygu bize bir şey söyler. Öfke çoğu zaman bir sınırımızın aşıldığını, üzüntü bir kaybı, kaygı ise önem verdiğimiz bir şeyin tehlikede olduğunu işaret eder. Duyguyu bastırdığımızda bu bilgiye de ulaşamayız.
Fark etmek için küçük bir alıştırma
Gün içinde birkaç kez durup kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
- Şu anda bedenimde ne hissediyorum? (Göğüste sıkışma, omuzlarda gerginlik, midede düğüm…)
- Bu hisse bir isim verecek olsam ne derdim?
- Bu duygu bana neyi anlatıyor olabilir?
Amaç duyguyu hemen değiştirmek değil, onu yargılamadan fark etmektir. Duygular fark edildiğinde çoğu zaman yoğunlukları da kendiliğinden azalır.
Hissetmek, davranmak değildir
Bir duyguyu kabul etmek, onun doğrultusunda davranmak zorunda olduğumuz anlamına gelmez. Öfkeyi fark etmek, bağırmamız gerektiği anlamına gelmez; tam tersine, fark edildiğinde ne yapacağımızı seçebileceğimiz bir alan açılır.
